Kriz Yönetimi: Minimalizm

Son günlerde ülkemizde yaşanan dövizin yükselişine bağlı kriz söylentileri zaman zaman konuşulur:  “Bu sonbahar kriz çıkacak!” ya da aradan aylar geçer: “Bu ilkbahar kriz çıkacak!” Bu tip söylentiler birilerinin çıkarına olduğu için ara ara gündeme getirilir. Dünya farklı dönemlerde küresel krize girdiği için artık iş dünyası tedbirini almıştır. “Kriz Yönetimi” diye adlandırabileceğimiz bu kavramın özü: Her an kriz çıkacakmış gibi tetikte ve tedbirli olmaktır.

Ülkemizde son günlerde yaşananlarla ilgili olarak ilgili kurumlar makro ekonomik olarak gerekli tedbirleri alacaktır. Peki mikro ölçekte her bir ev, ya da her bir birey ne yapacak?

Minimalizm yabancı bir kavram ama aslında çok iyi bildiğimiz bir kavram. Bunu Türkçede “Yalınlık” ya da “Sadelik” diye tanımlayabiliriz. Abartıdan uzak, gösterişten uzak, ihtiyaçları karşılamaya yönelik, en azı ile yetinmeye dönük, yaşamı bir tüketim çılgınlığına dönüştürmeden, tüketim için yaşamak yerine ihtiyacı olduğu kadarını tüketip yaşamın tadını çıkarmak.

Gardıroplarımıza bir göz atalım. Acaba kaç tane etiketi sökülmemiş kıyafetimiz ya da ayakkabımız var? Etiketleri sökülmemiş çünkü sezon sonu indirimlerinden aldık ve yaz ortasında bot giyemeyeceğimiz için bekliyor. Bir düğün veya bir davet olduğunda kıyafet dolabında elbise asacak yer yokken nedense giyecek bir şey yok diye şikâyet ediyoruz. Minimalizmi bir yaşam tarzı olarak gördüğümüzde bu sorunun çözümü çok basit: Gardırobunuzda bir yıldan fazladır kullanmadığınız her şey sizin için gerekli değildir. Bari bir ihtiyaç sahibine verin de işe yarasın!

Çok basit bir hesap: Evimize giren toplam paradan daha fazlasını harcıyorsak kriz kaçınılmazdır. Kredi kartları gelecek ayki kazancınızdan borç para ya da avans almaktır. İpin ucu kaçarsa yine kriz! İşte minimalist yaklaşım bize şunu der: İhtiyacını karşılayacak kadarıyla yetin, marka takıntısıyla, başkaları tarafında beğenilme kaygısıyla pahalı ürünlere yönelme. Sonuçta herkes cebindeki paraya göre yaşamını sürdürecek. Cebine giren para arttıkça harcamalarını arttırabilirsin ama bunu yönetecek iradeyi cebinde az para varken gösteremiyorsan işin zor.

Bu yazının konusu zaten minimalizmi size anlatmak değil. Bununla ilgili onlarca yazı ya da video bulabilirsiniz. Esas söylemeye çalıştığımız sadeliği bir yaşam tarzı olarak görebilmekte.

Çevrenizdeki yeni evlenen çiftlere bir bakın. İki kişiler ama 4 odalı evde, her odada bir televizyon var. Eğer ikisi de çalışıyorlarsa evde televizyon izlemeye bile zamanları yok. Zaten bir iki yıla kalmaz o televizyonun bir üst modeli çıkar ve evdekiler çöpe gider. Üç, beş yıl sonra biraz para biriktirip ev almaya karar verirler ama beğendikleri evi alamazlar, neden? Çünkü ev çok küçük, eşyalar sığmaz! Peki, ne olur? Bu sefer bütçeyi aşarak, daha fazla borçlanarak daha büyük bir ev alırlar. Sırf eşyalar sığsın diye. Bizi yöneten, yaşamımızı şekillendiren eşyalar! Daha fazla borç, daha fazla stres! İşte o zaman sağdan soldan alınan döviz borçları kriz olur. Bankadan alınan krediler başa dert olur. Ya işimi kaybedersem kaygısı sizi hasta eder. Neden? Çünkü evinizdeki eşyalar yüzünden daha pahalı ama daha büyük bir ev aldınız. Ne diyelim, güle güle oturun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s