Uçan Otomobiller

Uçan otomobiller ne zaman hayatımıza girer? Cevabı basit: Sürücüsüz otomobiller tamamen hayatımıza girdikten sonra! Trafikte makas atanları, arabanın camlarını açıp, kolunu sarkıtıp müziğin sesini sonuna kadar açanları, şehir içinde ralli yapanları, yaya geçidinde yayaları fırçalayanları (küfredenleri!) düşündüğünüzde, bu kişilerin uçan otomobillerle neler yapabileceğini bir düşünün? İşte bunun olmaması için uçan otomobillerin tamamen sürücüden bağımsız hareket ediyor olması lazım. Bunun ilk adımı da sürücüsüz otomobiller. Biliyorsunuz bu konuda yapay zekânın da işin içine girmesiyle oldukça önemli yol alındı. Burada işin özü tüm araçların ve çevrenin (yani trafiğin) ortak bir yazılımla işin içine entegre edilmesi. Araçların donanımı zaten buna müsait.

20 yıl sonra emin olun çocuklarımız veya torunlarımız bize kalkıp şöyle diyecekler: Baba, dede, sizler nasıl çılgın bir kuşaktınız öyle, insan bu kalabalıkta nasıl araba kullanır? Araba kullanmak insanların inisiyatifine bırakılabilecek bir şey olamaz! Buna nasıl izin verdiniz? Bugünlere ait filmleri izlerken korku filmi izler gibi ürkeceklerdir diye düşünüyorum.

Yıllar önce bir sohbet sırasında bir tanıdık anlatmıştı. Avrupa ülkelerinden birisinde bir sosyal deney yapmak istiyorlar, konu toplumun trafik kurallarına karşı duyarlılığı. Bunun için de neredeyse dağ başı diyebileceğimiz bir yerde, şehir dışında tali bir yola bir trafik ışığı ve yanına da bir ankesörlü telefon koyuyorlar (o zamanlar cep telefonu yok tabi!). Yaşlıca bir teyze bu yola sapınca hemen test ekibi iş başına geçiyor. Tam teyze ışığa yaklaşırken ışık kırmızıya dönüyor ve uzunca bir süre böyle kalıyor. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer ama trafik ışığı var ve kırmızı yanıyor. Bekle, bekle, dakikalar geçiyor ama teyzemiz sabırla bekliyor. Artık tahammül sınırlarını aşmış olmalı ki (tahmin ettiğinizi gibi basıp gitmiyor!) bayan sürücü dörtlülerini yakıp arabadan iniyor ve ankesörlü telefona yöneliyor.

Telefonla verilen numarayı arıyor (tabi aradığı yer de deney ekibinin adamları). Durumunu anlatıyor, uzunca bir süredir beklediğini, ışığın hala kırmızı olduğunu, arıza mı var yoksa özel bir durum mu var merak ettiğini, ne yapması gerektiğini soruyor!

Toplum olmanın en önemli unsuru kamu yararına kuralların olmasıdır ve kişiye göre esnetilemez. Bu kurallar sayesinde insanlar huzur bulur, bu ortamda kalmak ister. Kural ihlalinin cezası da caydırıcı olmalı ki insanlar buna yönelmesin. Yoksa şehirler yaşanmaz hale gelirse herkes kırları, bayırları mesken tutmaya başlar.

Size sadece ama sadece iki adet trafik kuralı ihlali ve cezası için önerim olsun. İlki kırmızı ışıkta geçenlerin ehliyetine bir ay süreyle el konulsun ve kullandığı araç (her kiminse, resmi ya da özel fark etmez) bir ay süreyle bağlansın. Birinci ihlalin para cezası park yeri ve çekici paraları hariç 1000 TL olsun. Kuralın ikinci kez ihlali durumunda ceza oranları 5 katına çıksın. Üçüncü ihlal olur mu bilemem, ben olmaz diye düşünüp herhangi bir ceza düşünmedim!

İkinci önerim alkollü araç kullananlarla ilgili. Birinci ihlalde kişinin ehliyetine 6 ay süreyle el konulsun, araç 6 ay süreyle bağlansın ve cezası 6000 TL olsun. Kuralın ikinci kez ihlalinde de ceza oranları 5 kat arttırılsın. Üçüncü ihlal durumunda ehliyete süresiz el konulup araç kamulaştırılabilir! Ne dersiniz, denemeye değer mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s