Öğrenci Koçluğu

Yine okulların açıldığı şu günlerde özellikle lise son sınıfta çocuğu olan veliler başka bir telaş içinde. Çocuklarını hangi öğrenci koçuna gönderecekler? Okul, etüt merkezi, özel ders derken, nereden çıktı bu öğrenci koçluğu? Evet diğerleri gibi bu da bir ihtiyaçtan çıktı. Okulların rehberlik servislerinin işi o kadar yoğun ki, her öğrenciyle bire bir ilgilenecek zamanları kalmıyor. Hedef belirleme, sınav hazırlıkları, test teknikleri, zaman yönetimi, sınav stratejileri ve sonunda da üniversite tercihleri. Tüm bu süreç birisi veya birileri tarafından takip edilecek ve yönetilecek. İşte öğrenci koçluğu (Student Coaching) burada devreye giriyor.

Sevgili anne babalar, bizler çocuğumuzun ne arkadaşı, ne öğretmeni, ne kurs hocası, ne koçu ve ne de rehberlik servis öğretmeni değiliz. Bizler sadece onların anne babasıyız ve bizden de beklenen bu. Okul, veli ve öğrenci üçgeninde üzerimize düşen çocuğumuzu takip etmek, güvenli ellere bıraktığımızdan emin olmak için çok titiz olmak, detaylı araştırmak ve gelişmeleri gün gün takip etmek. Bu sadece lise son sınıfa özgü bir durum da değil aslında. Ama üniversite sınavı ufukta görününce aileleri farklı bir telaş alıyor doğal olarak.

Okullarda ve özel derslerde sürekli çocuklara yüklemeler yapılıyor. Konu anlatımları, etütler, testler. Tamam, iyi de çocuk bu yükün altından nasıl kalkacak? Sınava kadar olan zamanını planlayıp, konuları anlayıp, yeteri kadar test çözdükten sonra ve sınavla ilgili kaygı, stres ve heyecanını yendikten sonra ancak kendini hazır hissedecek. Çocuklar bu yükün altında fazlasıyla eziliyorlar. Sınav sistemini, takip etmekte zorlandığımız müfredat değişikliklerini eleştirmek çocuklarımıza bir şey kazandırmaz. Tam tersine onları bu sınavdan soğutur. Bu tartışmaları biz onlar yokken yapalım ve görüşlerimizi ilgili makamlara ulaştırmak için de çaba sarf edelim. O zamana kadar da bu karmaşaya bir çözüm bulmamız gerekiyor. İşte öğrenci koçu bu süreçte ona yol arkadaşlığı edecek. Özgüvenini kazanma, kaygı ve stres kontrolü, hızlı karar verme, analitik düşünme. Tüm bunlar koçun nezaretinde yürütülecek.

Burada velilere düşen en önemli görev kiminle çalışılacağına karar vermek. Çevrenizden, çocuğunuzun okulundan, eski mezunlardan mutlaka görüş alın. Referans almadan çocuğunuzu böyle bir konuda bir başkasına emanet etmeyin. Hiç kimsenin elinde sihirli değnek yok. Eğer bir koç size kısa zamanda çok büyük vaatler veriyorsa biraz durup düşünün derim. Koç önce çocuğu tanıyacak, yeteneklerini öğrenecek, onun varmak istediği yer ile mevcut durum arasında bir analiz yapıp buna göre bir yol haritası çıkaracak. Süreç biraz zahmetli, sabır ve fedakârlık gerektiriyor. Sürekli çocuğunuza her hafta daha fazla soru çözmesini telkin eden, “sosyal hayattan bir yıllığına kopsan ne olur?” diyen insanlardan uzak durun. O çocuklar bugünlere tekrar geri gelmeyecek. Birkaç yıl sonra “sizin yüzünüzden hayatım karardı, benim geleceğimi mahvettiniz” dememeli bir çocuk. Koç programı hazırlarken aralara nefes alacağı boşluklar koymalı. Çocuk babasıyla maça da gitmeli, annesiyle tiyatroya da. Arkadaşlarıyla bir hafta sonu, bir-iki saat boş boş dolaşmalı da. Deşarj olmazsa çocuk bunalıma girer. İlgilendiği bir spor varsa bırakın düşük tempoda devam etsin (sonuçta olimpiyatlara değil üniversite sınavına hazırlanıyoruz!). Bir çalgı aleti çalıyorsa bırakın ilgilensin. Ama hepsi bir plan dahilinde. Bu programda sürprizler olmamalı. Planı uzun vadeli hedefler dersek, program da kısa vadeli yapılacaklar listesidir. Plan Eylülden Hazirana 10 aylık, 40 haftalık bir bütünü kapsarken, program da her hafta yapılacaklardır. Koçun görevi plana uygun program hazırlamak ve takip etmektir.

Yazıyı William J. Lederer’den bir alıntıyla bitirmek istiyorum: Başarı istiyorsanız, fiyatını ödemelisiniz. Çünkü başarı tümüyle gayret ister. Dikkatinizi dağıtacak işlere karşı (ziyaretler, televizyon seyretmek gibi) bir istek duyduğunuz zaman, şu soru ışığında bir durum değerlendirmesi yapmanız gerekir. “Vaktimi ve enerjimi bu şekilde harcamamın hayattaki gayeme bir faydası dokunacak mı?” Büyük insanların biyografilerine bir bakın, Curieler’in, Einstein’ın, Tesla’nın, Mikelanj’ın, bunların hepsi, sabahın ilk ışıklarından itibaren gece yarısından sonralara kadar işlerinin başında idiler.  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s