Durumsal Farkındalık

Durumsal farkındalığı kişinin etrafındaki olayların, tehlikeli durumların ve potansiyel tehditlerin farkında olması diye tanımlarsak eksik olur. Bu, konuyu daha çok güvenlik stratejisi boyutuna indirger. Oysa durumsal farkındalık bunun çok daha ilerisindedir. Dominguez ve arkadaşlarının (1994) yaptığı bir akademik çalışmadaki şu tanım daha açıklayıcıdır:

  • Çevreden bilgi çıkarma (extract)
  • Mevcut durumun zihinsel bir resmini oluşturmak için bu bilgiyi ilgili iç bilgiyle bütünleştirme (integrate)
  • Sürekli bir algısal döngü içinde daha fazla algısal keşif yapmak için bu resmi kullanma (use)
  • Gelecek olayları öngörme (anticipate)

Bu tanım, evet, biraz fazla akademik oldu. Yani demek istediği sanırım aslında şu: Durumsal Farkındalık çevresel bilgilerin sürekli olarak çıkarılması, bu bilginin tutarlı bir zihinsel resim oluşturmak için önceki bilgiyle bütünleştirilmesi ve bu görüntünün daha fazla algıyı yönlendirmede ve gelecekteki olayları öngörmede kullanılması olarak tanımlanmaktadır.

Bu döngü öyle masa başında oturup üzerinde çalışılacak bir şey değil. Bazen bu milisaniyeler içinde beyninizde şekillenir, kararlaştırılır ve uygulanır. Bir yakın korumanın onlarca kişi arasında potansiyel bir suikastçıyı sezip hemen koruduğu kişi için teyakkuz durumuna geçmesi buna bir örnektir. Bisikletle giderken 10 m ileride annesinin elini tutan çocuğun aniden önünüze çıkma ihtimaline karşı vereceğiniz tepki de budur. Cep telefonlarının yaygınlaşmaya başladığı 90’lı yılların sonunda eğer bir araç telefonu üreticisi, kendi alanına milyon dolarlık yatırım yapıyorsa durumsal farkındalıktan söz edilebilir mi? Son bir örnek: Bir öğrenci derste daha hocası konuyu işlerken “buradan soru gelir” diyebiliyorsa durumsal farkındalık oturmuş demektir.

Yaratıcı Düşünmeyi anlattığım bir önceki yazımı okuduysanız, bu iki konu arasında aslında sıkı bir bağ olduğunu fark etmişsinizdir. Bu sonradan kazandığımız her yetenek için de böyle değil mi? Hepsi aslında bir bütünün parçaları. Kendi yaşamımızda, bilgi ve tecrübelerimizle ördüğümüz kariyer duvarında bu anlatılanlar sadece birer tuğla.

Konumuza geri dönersek, günlük hayatta işin bütününü görebilme ya da resmin tamamını görme dediğimiz şey budur işte. Şu anın bir fotoğrafını çekiyoruz, mevcut bilgilerimizle bunu analiz edip gelecekte olabilecekleri tahmin etmeye çalışıyoruz. Bir düşünürün çok beğendiğim bir sözü vardı: Ne olacağımızı görebilmek için, ne olduğumuzu bilmek gerek!

Hollywood bunu filmlerde çok güzel kullanıyor. Aksiyon filmlerinde askerler veya polisler tehlikeyi hemen seziyorlar. Ya da bir bilgisayar uzmanı son anda birkaç tuşa basıp insanlığı büyük bir felaketten kurtarıyor! Tabi bunların birer film sahnesi olduğunu unutmayalım. Ama hiç bir sahnenin de filmin genel kurgusu içinde gereksiz olduğunu düşünmeyin.

Benim yıllar önce izlediğim bir filmden hatırımda kalan çok önemsediğim bir sahne vardır: Filmin başrol oyuncuları bir fastfood (çabuk yemek) lokantada bir şeyler yiyorlar ve bir yandan da sohbet ediyorlar. Karede iki film karakteri ile birlikte arkada masasında kitap okuyan garson kız görülüyor. Yemeklerini yerken çay istiyorlar. Garson kız kitabının arasına bir ayraç koyuyor ve siparişi getiriyor. Dönüp kitap okumaya kaldığı yerden devam ediyor. Aradan biraz zaman geçiyor, çaylar bitiyor, arkasından da birer kahve istiyorlar. Yine aynı görüntüler, garson kız kitabının arasına bir ayraç koyuyor ve siparişleri getiriyor. Okumanın önemi bundan daha iyi nasıl anlatılabilir sizce?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s