Kâğıtları Çıkarın, Sınav Var

Hababam Sınıfı filminden hatırlarsınız. Bir dönem tüm okullar böyleymiş, ben o dönemlere denk gelmedim. Öğretmen istediği bir an “sınav” deyip sınavı başlatıverirmiş. Sizi bilmem ama ben hala keyifle izliyorum. Hiç olmazsa belden aşağı esprilerle insanları güldürmeye çalışmıyorlar, çoluk çocuk yüzümüz kızarmadan izleyebiliyoruz. İşim gereği (üniversitede öğretim görevlisiyim) öğrenmenin mekanizması, eğitimin etkinliği, alternatif öğrenme yöntemleri üzerinde kafa yoruyorum. Ülkelerin genel makroekonomik büyüklükleri ve tarihi, kültürel arka planına bağlı olarak yöntemler değişiklik gösterebiliyor ama bugün tüm dünyanın derdi ortak: Ne olacak bu Z kuşağının hali?

Tamamen teknoloji ile iç içe büyümüş bu kuşağın sorunu başka. Bu kuşaktan saatlerce kafasını kaldırmadan bir konu üzerinde çalışmaları ya da birkaç saat oturup kitap okumalarını kimse beklemiyor. Oynadıkları bilgisayar (telefon) oyunları nedeniyle istedikleri karaktere bürünebiliyorlar, ölüp ölüp diriliyorlar. Patlayan bir otomobilden sağ çıkıp, bir jet uçağıyla kamikaze dalışı yapabiliyorlar. Peki, gerçek hayat böyle mi?

Elbette böyle değil, yine benim Teknoloji Bağımlılığı başlıklı yazımda çözüme yönelik bazı önerilerim var, bakarsınız. Ben konunun farklı bir boyutuyla ilgilenmek istiyorum. Bu zamanın sınavları, ödevleri, projeleri nasıl olmalı?

İnternette dolaşırken karşılaştığım biz söz aslında sorunun cevabını da içinde barındırıyor. Sözün kaynağını bulamadım, Sue Beckingham’a ait gibi görünüyor [1]. Söz şöyle: “Just because kids know how to use Twitter, Snapchat and Instagram doesn’t mean they know how to use technology to enhance their learning.” Yani “Çocukların Twitter, Snapchat ve Instagram’ı nasıl kullanacaklarını bilmeleri, öğrenmelerini geliştirmek için teknolojiyi nasıl kullanacaklarını bildikleri anlamına gelmez.” Bazen derslerde çocuklara telefonlarından internette bir şeyler araştırmalarını istiyorum. Her kafadan bir ses, kimi gerçekten istediğim en güncel bilgiyi buluyor, kimi de hiç tarihine bakmadan 5 yıl önceki veriyi söylüyor.

technology

Open Book Open Web (OPOW) yani internet ve kitabın açık olduğu sınav sistemi ile ilgili farklı görüşler var, ben henüz açık internetin mevcut müfredata uygun olmadığını düşündüğüm için işin açık kitap kısmıyla ilgileniyorum. Derslerimde mümkün olduğunca açık kitap sınavları tercih ediyorum, ya da en kötü ihtimalle sayısal derslerde konu işlenirken geçen tüm formülleri veriyorum. Açık kitap sınavdan maksat çok açık: Sizler de biliyorsunuz, her geçen saniye gigabaytlar mertebesinde bilgi sürekli internete akıyor. İşte asıl sorun da burada, aradığımız bilgiyi süzüp nasıl en kısa sürede ona ulaşacağız. Bilgi Okur Yazarlığı diye bir kavram var, belki bununla ilgili de bir yazı yazarız. Burada aranılan bilginin en kısa yoldan ve doğru olarak nasıl bulunacağının yolları veriliyor.

Niçin açık kitap sorusuna dönersek, ben uzun yıllar, 20 yıla yakın, özel sektörde çalıştım. Mühendis olarak atıldığım iş hayatında her kademede bulundum ama hiçbir zaman iş görüşmelerinde yeni başlayan elemanlara 40, 50 soruluk bir test verip hadi bunları çöz gel dememişimdir. Ya da bir astıma bir proje ile ilgili olarak 5 seçenek verip hangisi doğru dememişimdir. İş hayatında sizden bir şey istenir ve mesela 2 saat sonra sizden bunu mail atmanız istenir (çıktı alıp kâğıt israf etmeye gerek yok!) hepsi bu. Nereden bulacaksınız, kime soracaksınız orası size kalmış. İki saat sonra üstünüz bir toplantıya girecek ve sizin verdiğiniz bilgiyi sunumunda kullanacak. 5, 6 yıl öncesinin verilerini bugününmüş gibi verdiğinizi düşünün ve bunun toplantı sırasında fark edildiğini!!!

Bu yetkinliklerin okul yıllarında kazandırılması gerekiyor. İlk adımı da bence sözel veya sayısal fark etmez, sınavlarda defter kitap açık sınav yapmak. Açık kitap sınavlarda öğrenci önceden notlara bakıp, üzerine notlar alıp hatta aralarına renkli bantlar yapıştırmamışsa tam bir hüsran yaşar. Hem kendi öğrencilik dönemimden, hem de yaptığım sınavlardan biliyorum. Zaten bizim istediğimiz de öğrencinin aldığı notlara ya da kitaba göz atması değil mi? İster sınavdan önce, ister sınav sırasında, tercih onlara kalmış. “En başta sınava ne gerek var!” diye sormayın, üniversite öğrencilerini konuşuyoruz. Temel eğitimde bu soru tartışılabilir. Okul yıllarında (üniversite) gerçek hayatın simülasyonunu yapmamız gerekiyor. Bir yüzme antrenörünün olimpiyatlara hazırlanırken öğrencisine kilometrelerce yüzdürdüğünü ama 50 m’yi kaç saniyede bitirdiğini hiç test etmediğini düşünebilir misiniz?

Bu yazıda sınavları konuştuk. Ödev ve projeler nasıl olmalı? Bu konuya daha sonra tekrar döneceğiz.

[1]: https://twitter.com/suebecks/status/526630859152306176

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s