Yapay Zekâ: 2

Yapay zekânın yaşamımızdaki rolü hakkında basit bir örnek üzerinde düşünelim. Bir askeri karakol düşünün ve burada harekete duyarlı otomatik silahlar olsun. En basit seviyede, birinci fazda, bu makineleri yapay zekâyla bütünleştirdiğinizi düşünelim ve şunu yapalım: Hareket eden her şeye ateş et! Makine kedi, köpek, at, eşek, terörist, hatta karakol dışı keşif görevine çıkan kendi askerinize bile ateş edecektir. Bu seviyede şunu da diyebilirsiniz: Hareket eden bir şey gördüğünde bana haber ver! O da sizi uyarır, termal görüntüler, hız analizleri, yaklaşma hızı, kütlesi, vs. Ateş etme düğmesine siz basarsınız, ya da ateş emri verirsiniz. Birkaç aylık bir deneme sonrasında makine hangi durumlarda “ateş” edildiğini, hangi durumlarda “pas” geçildiğini öğrenir (!), bir sonraki tehditte isterseniz size şu bilgiyi verecektir: Tehdit %90 ihtimalle zararsız. Siz de ateş etmez “pas” geçersiniz. Keşke her şey bu kadar basit olsa, öyle değil mi?

Bu kadar şey yazdıktan sonra şu soruyu da sormadan geçemeyeceğim: İnsandan daha zeki bir makineye olan ilgi ve özlem acaba onun “putlaştırılması” meselesi mi? Yeni bir Hubal, Lat ya da Menat mı geliyor?

Bana öyle geliyor ki bu zamana kadar hep yanlış soruları sorduk ve bu bakış açısıyla da hep yanlış sorulara cevap arıyoruz. Sanırım hata burada. Eğer teknolojinin geleceği hakkında hemen herkes aynı şeyi düşünüyorsa, bakış açımızı tamamen değiştirmenin zamanı gelmiş demektir.

Biz insanlar var oluşu, ölümü, öncesini ve sonrasını sorgularız. Ruh nedir, beden nedir, varlık ve yokluk nedir bunları düşünürüz. İnançlı olsun veya olmasın her insan evrenin başını ve sonunu merak ediyor, ne kadar umursamaz görünse de sonsuzluğu istiyor. Yapay zekâ da kanımca diğer bütün buluşlar, keşifler gibi insanoğlunun kendini geliştirmesinde, yani kemale ermesinde birer araç. Termodinamik yasaları gereği evrenin bir sonunun olması gerektiğini biliyoruz. Bugün veya yarın, fark etmez, bir son var. Ya sonrası? İşte biz insanları ne kadar zeki olurlarsa olsunlar makinelerden ayıran özelliğimiz burada: Bir başlangıç ve bir son arasında süren bir ömür. Biz bunu hep sorguladık ve sorgulamaya devam edeceğiz, makineler de bizim hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecek (şimdilik!), bizim için çalışan ama bizden daha zeki makineler. Bu makineler “gelecekte bir gün bir son var” fikriyle nasıl yaşayacaklar acaba? Fayda ve zarar, bir makine bir işi yapmasının ona ne faydası olduğunu düşünüp işi gücü bırakabilir mi? Sanırım yapay zekâ bu seviyeye hiç gelemeyecek, bizden daha hızlı, daha fazla veri depolayabilen, müthiş bir hafızası olan ama bir insan olamayan bir makine. İnsan beyninin birçok işlevini ondan daha iyi kullanabilen ama duyguları ve hisleri olmadığı için bir “buluştan” öteye geçemeyen bir makine.

Kendi kendine sürücüsüz giden arabalar fikri ne güzel, hiç yorulmadan, stres olmadan, trafik kazası riski olmadan araba kullanmak. Hatta arabanızı gönderiyorsunuz, bir koşu gidip anne babanızı akşam yemeğine size getiriyor, maksat evden çıksınlar, değişiklik olsun. İşte bu da yapay zekâ! Sizin kan değerlerinizi, kalp atışlarınızı sürekli kontrol ediyor ve gerektiğinde ambulans çağırıp sizi hastaneye yetiştiriyor, bu da yapay zekâ. Hiçbir yabancı dile ihtiyaç olmadan çıkıyorsunuz yurtdışına, kendi dilinizde konuşuyorsunuz, program bunu o ülkenin diline anında çeviriyor. Şimdi yapay zekâya nasıl karşı olalım? Nükleer teknolojiyi elektrik üretmek için de kullanabilirsiniz, atom bombası yapmak için de. Bütün mesele o teknolojinin kimin elinde olduğuna bağlı.

Artık ok yaydan çıktı. İnsanoğlu 70 yıldır nükleer silahlanma konusunda bile fikir birliğine varıp elindeki silahları yok etmedi. Yapay zekâya sahip robotların veya makinelerin neler yapabileceğini düşündüğünüzde silah üreticilerinin iştahları nasıl da kabarıyordur! Bizler bugün nasıl televizyon, bilgisayar ve cep telefonları ile yaşamayı öğrendiysek, günün birinde yapay zekâya sahip robotlarla yaşamayı da öğreniriz. Eğer yazılarımı takip ediyorsanız bu yazılarda umutsuzluğa yer olmadığını görürsünüz. Bu teknoloji ile savaşmak yerine onu nasıl daha yararlı hale getirebiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Birçok ülke kodlama ile ilgili dersleri ilkokul müfredatına aldı. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu konularda yetiştirmeye başlamanın zamanı çoktan geldi, geçiyor.

W47-2-AI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s