Mars’a Yolculuk

Fransız Yazar Jules Gabriel Verne’in 1865 yılında yazdığı Ay’a Yolculuk kitabının üzerinden yaklaşık 100 yıl geçtikten sonra, Amerika Birleşik Devletleri ay yüzeyine yapılan insanlı ilk uzay uçuşunu gerçekleştirdi. Apollo 11 uzay aracı bu uçuşunda astronotlar Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins’i taşıyordu. Bu üç astronottan ikisi Armstrong ve Aldrin 20 Temmuz 1969 Günü Saat 20:18’de ay yüzeyine iniş yapan ilk insanlar oldular.

Günümüzün tartışma konusu biliyorsunuz Mars’a yolculuk. Çok teknik detaylarına girmek istemiyorum, bu yolculuk diğerine göre daha karmaşık ve çok daha zor koşullarda gerçekleşecek. Ben işin bir başka yönünü konuşmak istiyorum. Her bilimsel çalışma belli zorluklar çıkarır insanın karşısına. Bu zorlukların hepsi kişiye farklı buluşların ve bilgilerin kapısını aralar. Bu yolculuğu sadece Mars’a turistik gezi gibi düşünmek veya olayı magazin haberiymiş gibi vermek kanımca çok büyük hata olur. Dediğim gibi bu yolculuğa çıkmadan önce bile günlerce hazırlık yapılacak, bu çalışmalar sırasında binlerce yeni buluş ve belki on binlerce patent çıkacak ortaya.

W48-colony-mars-3D_0

Bu yolculuğun bütçesi bazılarına çok büyük geliyor. Oysa silahlanmaya ve sağlıksız beslenme yüzünden ortaya çıkan hastalıkların tedavisine harcadığımız parayı düşündüğünüzde, bu tip projelere harcanan para devede kulak kalıyor. Biz hep konuyu Mars’a yolculuk olarak konuşuyoruz, ya sonrası? Ya da soruyu şöyle soralım: Esas amaç başka bir şey olabilir mi?

“Güneş Sistemi’ndeki asteroitlerin büyük bölümü Mars ve Jüpiter arasındaki Asteroit Kuşağı olarak isimlendirilen bölgede bulunuyor. Asteroitlerin büyüklükleri birbirinden çok farklıdır. Asteroit Kuşağı’nın en büyük üyesi ve bir cüce gezegen olan Ceres’in çapı yaklaşık 950 kilometre. Asteroit Kuşağı’nda çapı 100 kilometreden büyük 200’den büyük asteroit var. Çapı 1 kilometreden büyük asteroitlerin sayısının 70.000-1.700.000 arasında olduğu tahmin ediliyor. Daha küçük asteroitlerin sayısı ise milyonlarla ifade ediliyor.” [1]

Dünyada nadir olarak bulunan birçok element bu asteroidlerde bulunuyor, öyle ki bu elementler günümüz teknolojisinin bel kemiği. Onlarsız ne cep telefonu mümkün, ne de uydular. Bu madenleri asteroidlerden çıkarıp dünyaya getirmenin adı da “Asteroid Madenciliği” [2] ya da “Uzay Madenciliği” [3]. Acaba Mars’a yolculuk fikrinin altında bu mu yatıyor? Sebep ne olursa olsun, birileri bazılarımızın hayal gücünün ötesinde işler yapıyor.

“3 Aralık 2014’te Japonya’dan insansız bir uzay aracı yola çıktı. “Hayabusa 2” adlı bu araç yaklaşık 1 yıl boyunca dünya yörüngesinde dönüp doğru zamanı bekledi. Aralık 2015’te hedefine doğru yöneldi. Hedefi bir asteroitti. “Ryugu” adında yaklaşık 1 kilometre çapında minik bir gezegen. 21 Eylül 2018’de Hayabusa 2 adlı uzay aracı iki küçük robotu Ryugu asteroidine bıraktı.” [4]

ABD Mars’a insanlı uzay aracı gönderme projesi üzerinde çalışıyor, Japonya asteroitlerde bilimsel çalışmalara başladı, Almanya Endüstri 4.0 yolunda hızla ilerlerken Çin’e kaptırdığı üretimi tekrar ülkesine çekmeye çalışıyor (önceki yazılarımı hatırlayın). İnsan sormadan edemiyor, biz ne yapıyoruz?

[1]: http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/asteroit-kusagi-ne-kadar-kalabalik

[2]: https://www.youtube.com/watch?v=__yTofXY-Kg

[3]: https://www.youtube.com/watch?v=8Z1JjGQAKSI

[4]: https://www.youtube.com/watch?v=56vxGr_TOiE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s