Dengesiz Büyüme Teorisi

2017 yılı rakamlarına göre ihracatımız 157 Milyar $, ithalatımız da 234 Milyar $, aradaki fark, yani dış ticaret açığımız 77 Milyar $, bu para borç demektir, sattığımızdan daha fazlasını almışız, bunu ödeyebilmek için de doğal olarak borç para bulmamız gerekiyor. İthalat içinde doğalgaz ve petrole ödediğimiz para yine 2017’de 55 Milyar $, yani ithalatımızın yaklaşık % 25’i. Bir başka ilginç haber ise Türkiye’de, 2007-2017 döneminde ithal edilen cep telefonu için ödenen tutarın, İstanbul Yeni Havalimanı yapım maliyetinin yaklaşık 2 katına ulaştığı [1]. İthal edilen telefon sayısı bu dönemde 142,4 milyona ulaşırken, ödenen tutar ise 23,7 Milyar $ oldu. Bu yazıda enerji ithalatı üzerinde durmak istiyorum.

Dengesiz Büyüme Teorisi (Unbalanced Growth Theory) özetle şöyle tanımlanabilir: “Bir ekonomide tüm sektörlerin değil, eldeki yatırım fonlarıyla bir veya bir kaç sektörün geliştirilmesi yoluyla büyümenin sağlanmasını ön gören ekonomik model. Dengeli Büyüme modelinde bütün sektörlerin birbiriyle uyumlu olarak geliştirilmesi amaçlanır. Ancak bu yaklaşım az gelişmiş bir ülkenin kapasitesi dışında kalan büyük yatırım fonlarını gerektirir. O nedenle buna alternatif olarak, az gelişmiş bir ülkenin, elindeki sınırlı yatırım kaynaklarıyla belirli sektörler üzerinde yoğunlaşan dengesiz büyüme modelleri uygulaması savunulmuştur. Geliştirilmesine karar verilecek sektörler genellikle ihracata yönelik olanlardır.” [2]

Enerji Bakanlığı verilerine göre [3] Türkiye güneş enerjisi açısından şanslı ülkeler arasındadır. Elektrikli araçlar gelecek 20 yıl içinde tamamen hayatımıza girmiş olacak. Birçok ülke 2025 ve sonrası için hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Almanya, Norveç, Fransa hemen akla gelen ülkeler. 2030 sonrasında bu ülkelerde içten yanmalı motorlu araçları yollarda göremeyeceğiz. Dünya Bankası’nın 2017 yılında yayınladığı Global Solar Atlas raporuna göre [4] Almanya Türkiye ile kıyaslandığında tam bir güneş fakiri ama dünyada güneş enerjisi teknolojilerinde ise lider! Sadece güneş mi, off-shore rüzgâr santralleri konusunda da lider. Geleceğin elektrikli araçlarda olduğunun her ülke farkında ama Almanya bu amaçla iki büyük batarya fabrikası kurmak için harekete geçti bile [5]. Bu iş için 2 Milyar €’luk bir kaynak ayıracak.

Türkiye yukarıdaki ihracat ve ithalat rakamlarına bakıldığında zengin bir ülke değil, sınırlı kaynaklara sahip. Cep telefonu başta olmak üzere elektronik ürünlerin ithalatı ayrı bir yazı konusu ama enerji ithalatı için ciddi tedbirler alınabilir ve alınmalı da. Toplam ithalattaki payı % 25’ler mertebesinde olan bir kalem için atılacak her adımın getirisi çok büyük olur. Elektrikli otomobille ilgili önemli adımlar atıldı, çalışmalar devem ediyor. Global rekabet ortamında, bu kadar büyük üreticilerin olduğu bir pazarda satış ve markalaşma konusu ayrı bir konu, fakat geç de kalınsa başlanmış olması çok önemli bir adımdır.

Bugün doğalgaz neredeyse köylere kadar girdi. Kombi sektöründeki en büyük üreticilerin Alman olması sizi şaşırtır mı? Vaillant, Buderus, Viessmann. Şaşırtmasın, çünkü bu Almanya Endüstri 4.0 için hedefler koyarken, biz halâ Endüstri 3.0’ı sindirmeye çalışıyoruz. Vaillant 2007 yılında Demir Dökümü satın alarak Türkiye’de de kombi üretmeye başladı. Kombiler ithal, doğalgaz ithal ama biz köylerde bile doğalgazla ısındığımız için seviniyoruz!

W50-Kyocera.Solar

Şu anda ithal ettiğimiz doğalgazın önemli bir bölümünü elektrik üretmek için kullanıyoruz. Elektrikli araçlar için önemli bir adım atıldı, peki biz bu araçlar için gereken elektriği doğalgaz elektrik santrallerinden mi üreteceğiz? İşte önerim: Güneş enerjisi seferberliği başlatalım. Tüm çatıları güneş panelleriyle donatmak için yasalar çıkaralım [6], tüm kıraç arazileri, tüm göl ve baraj gibi durgun suları güneş enerji santrali kurmak isteyenlere kiraya verelim [7]. Güneş enerjisi ve yan sanayi bizim büyüme modelimizin kilit unsurları olsunlar (buna bir bütün olarak “Yenilenebilir Enerji” de diyebiliriz). Kendi üreteceğimiz elektrikli araçları yine güneşten kendi üreteceğimiz elektrikle şarj edelim, yoksa doğalgaz bile yetmez, elektrik ithal etmeye başlarız! Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2015-2019 Stratejik Planı’nda enerjide sürdürülebilirlik ilkesi üzerinde ısrarla duruluyor [8], diğer yandan sürdürülebilir büyüme için de enerji sorunumuzun olmaması gerekiyor. Japonların Türkiye’de kuracakları nükleer santralden vazgeçtiklerine dair iddialar insanı kaygılandırıyor [9, 10].

[1]: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/telefona-2-havalimani-parasi-harcandi-40738350

[2]: https://www.nedir.com/dengesiz-b%C3%BCy%C3%BCme

[3]: http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Gunes

[4]: https://olc.worldbank.org/content/global-solar-atlas

[5]: https://www.xtrlarge.com/2018/10/07/alman-hukumet-batarya-uretim-yatirim/

[6]: https://www.nytimes.com/2018/05/09/business/energy-environment/california-solar-power.html

[7]: https://global.kyocera.com/news/2018/0301_wvfh.html

[8]: https://sp.enerji.gov.tr/

[9]:  https://www.dw.com/tr/japonya-t%C3%BCrkiyedeki-n%C3%BCkleer-santralden-vazge%C3%A7iyor/a-46572581

[10]: https://asia.nikkei.com/Economy/Japan-to-scrap-Turkey-nuclear-project

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s