Üniversitelere Giriş Sınavı

ÖSYM

Ülkemizde üniversitelere giriş sınavları 1974 yılından itibaren merkezi olarak ÖSYM tarafından yapılmaktadır. Sadece üniversite giriş sınavları değil, ulusal ölçekte talebin fazla olması nedeniyle onlarca farklı alanda merkezi sınav yapılmaktadır ve bugün ÖSYM 10 milyona yakın adaya sınav hizmeti vermektedir. Peki, bu sınavlar nereden çıktı? İhtiyaçtan daha fazla aday bir üniversiteye veya bir işe başvurunca kaçınılmaz olarak bu adaylar içinden en uygununu seçmek için merkezi bir sınav yapma zorunluluğu ortaya çıktı.

Dershaneler

Sınavda neredeyse eşit eğitim almış öğrencileri ayırmak kolay olmayacağı için alışılmışın dışında sorular gündeme geldi. Zaman sınırı olan bir sınav olunca da test tekniği, stres yönetimi, zaman yönetimi gibi farklı konular gündeme geldi. Mevcut okullara ilave olarak özel ders veya dershaneler ve test kitapları basan yayın evlerini de içine alan bir sektör oluştu.

Makro Planlama

Başta insan kaynağı olmak üzere ülkenin kaynaklarını ele alıp en az 30, 40 yıllık makro planlar yapılmalı ki gelecek yıllarda ortaya çıkacak işgücü ihtiyacı, buna bağlı olarak da üniversite mezunu ihtiyacı ortaya çıksın. Ülkede hangi sektörde kaç işyerinin olduğu ve bunun ülkeye katkısı zaten biliniyor. Ödediği vergiden yaptığı ihracata kadar her şeyin kaydı ilgili kurumların elinde var. Daha önceki bir yazıda bahsetmiştim, mevcut ücret politikaları devam ettiği müddetçe insanlar üniversite kapılarında yığılmaya devam edecektir. Sanayici ileri teknoloji ürünü mallar üretmediği, hatta yan sanayi konumunda olduğu, katma değeri olmayan ürünler ürettiği için asgari ücretli “vasıfsız” elemanlarla işini götürüyor. Hızlı tren hatları, büyük ölçekli savunma sanayi projeleri, kentsel dönüşüm gibi büyük projeler düşünüldüğünde gelecekte ülkemizin kalifiye eleman açığı kendini açıkça belli etmektedir.

Sınav Sistemi

Yakın gelecekte önemli bir değişiklik olmayacağını düşünürsek, bari sınav sisteminde öğrencileri daha az üzen, daha az strese sokan, bir, iki sınavla değil de bir süreç sonunda değerlendiren bir yaklaşım daha etkili olur mu? Bugünkü sınav sistemi süreci değil, sonucu esas alıyor, 4 yıllık lise eğitiminin sonunda iki adet sınava giriyorsunuz ve bu sizin üniversite tercihlerinizde rol oynuyor.

Öneri

4 yıllık lise eğitimi boyunca yapılacak tüm dönem içi sınavların merkezi olarak yapılmasını ve buradan alınacak notun da %10 gibi bir oranda üniversite giriş puanında etkili olmasını öneriyorum. Sayısal, Sözel ve Yabancı Dil olmak üzere toplam üç oturum ve maksimum 120’şer dakika olmak üzere her yıl haziran ayının bir, iki, üç ve dördüncü haftalarında sırasıyla 9., 10., 11. ve 12. sınıflar için sınavlar yapalım ve toplama etkisi de şöyle olsun:

9. sınıf % 20
10. sınıf % 20
11. sınıf % 25
12. sınıf % 25

 

Oturumlar Gün Saat:
Sayısal Cumartesi 10:00-12:00
Sözel Pazar 10:00-12:00
Yabancı Dil Pazar 14:00-16:00

Toplam % 90 ediyor, geri kalan % 10 da yukarıda değindiğimiz gibi okul bitirme notu. Bu sınavlar sonrası Sayısal, Sözel, Eşit Ağırlık, Türkçe Matematik ve Yabancı Dil puan türlerine göre puanlar hesaplanacak.

Bu liseye başlayan ve mezun olana kadar bir öğrencinin gireceği sınavlar. Peki, eski mezunlar ne olacak? Onlar da bu sınavlara istedikleri kadar girebilecekler ve aldıkları en yüksek not geçerli olacak.

Tercihler

Sınav sonrası bazı öğrenciler tercih yapıp, hatta bir iki yıl okuduktan sonra aslında sayısalcı değil de sözelci, ya da aslında sözelci değil de sayısalcı olduklarını fark edip ciddi hayal kırıklığına uğruyorlar. Benim önerime bakarsanız öğrencinin her puan türünden puanı 4 yıl boyunca hesaplanacak. Öğrenci dördüncü yılın sonunda hangi puan türünden tercih yapacağına elindeki sonuçlara göre karar verecek. Okullardaki sayısal ya da sözel bölüm olarak ayrılma nasıl olacak? Ben bunu da zorunlu dersleri en aza indirip seçmeli derslerin sayısını arttırarak yapabiliriz diye düşünüyorum.

Müfredat

Burada önemli diğer bir konu müfredat. Bakanlık okullarda hem müfredatın takip edilmesini istiyor hem de müfredat dışından sorular soruyorsa öğrenci ne yapsın? Özel ders ve dershanecilik işte böyle ortaya çıkıyor. O halde sorular müfredat baz alınarak hazırlanmalı. Yıl içinde yapılan sınavlardaki sorular bu konuda öğrenciye fikir verebilmeli.

Meslek Liseleri

Esas sorun zaten burada. Bir işletmedeki klasik çalışan piramidine baktığınızda en tepede üniversite mezunları, en altta da lise mezunu çalışanlar görürsünüz. Bizim mevcut eğitim politikamıza bakarsanız piramit tersine dönmüş durumda. Meslek liselerinin eğitim kalitesi arttırılır, fakülteyi kazanabilecek yetkinlikteki öğrenciler meslek lisesine yönlendirilirse, bu gençler 4 yıl üniversitede okumak yerine daha erken üretime katılırlar. Bunun için en önemli koşul ücretlerin daha kabul edilebilir seviyelere çıkması. Siz her üniversite mezununun asgari ücretin 4, 5 misli maaşla işe başladığını mı sanıyorsunuz? Burada da bir sürü faktör var, kurumsal, katma değerli mal ve hizmet üreten işletmeler dışında kalan birçok işyeri yeni işe başlayan üniversite mezunlarına asgari ücretin çok az üzerinde maaş veriyor.

Sonuç

Bütün bu söylediklerimiz dönüp dolaşıp tek bir noktada düğümleniyor: Bizim ülke olarak makro planlarımıza iyi bakmamız gerekiyor. Popülist yaklaşımlarla günü kurtarmaya dönük değil, 30, 40 yıl sonrasının ihtiyaçlarına göre planlar yapmamız gerekiyor. İşte o gün, belki 30 yıl sonra üniversite sınavlarına da gerek kalmayacak. Üniversiteler öğrenci bulabilmek için çok cazip burslar vermek durumunda kalacaklar!

w02-mezuniyet-odtu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s