Pareto Analizi

Pareto Analizi kabaca 80/20 kuralı olarak bilinir. İlk olarak İtalyan Ekonomist Wilfredo Pareto tarafından 1897 yılında kullanılmıştır. Pareto bu kuralı ilk olarak ülkenin gelir dağılımındaki adaletsizliği gözler önüne sermek için kullanmıştır. Pareto’nun tespitine göre ülkenin toplam gelirinin %80’i nüfusun %20’sinin elinde bulunmaktadır. Ne ilginç tesadüf ki bu oran hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerde aynı. Gelir dağılımı daha bozuk ülkelerde bu oran 95/5 şeklinde bile olabiliyor. Zaman içinde bu 80/20 prensibi ekonomi dışında farklı alanlarda da kullanılır hale gelmiştir. Çok daha genel bir kural olarak birçok olayda sonuçların %80’i, nedenlerin %20’sinden kaynaklanmaktadır” şeklinde ifade edilir. Bugün üretimde, hataların tespitinde ve giderilmesinde etkin olarak kullanılır. Yine müşteri ilişkilerinde şikâyetlerin değerlendirilmesi ve giderilmesinde de etkin olarak kullanılır.

Ben bu 80/20 kuralını bugün hatırda kalması kolay olsun diye öğrenme yöntemine uygulamak istiyorum. Bunun bilimsel bir desteği yok, istatistiksel olarak da ispatlanmış değil. Sadece okuma (pasif öğrenme) ve okurken not tutma (aktif öğrenme) arasındaki önemli farka dikkat çekmek istiyorum. Kuralın özü şu: Eğer bir konu hakkında bir şeyler okursanız, bir saat sonra okuduklarınızdan sadece % 20’sini hatırlarsınız. Diğer taraftan eğer bu konuyu okurken bir yandan da notlar alır, önemli bulduğunuz noktaları kâğıda yazar, çizer, resimlerseniz, bir saat sonra okuduklarınızın % 80’ini hatırlarsınız! Hafıza geliştirici öğrenme teknikleriyle (mnemonic) veya resim ve şekillerle not tutma teknikleriyle (sketchnoting) çalışırsanız bu konuda daha kalıcı bilgi elde edersiniz. Bu bilgiyi kalıcı hale getirmek istiyorsanız, aldığınız notları düzenli aralıklarla tekrar etmeniz gerekir.

Bir dönem kitap okurken önemli bulduğunuz yerlerin altını çizin derlerdi, sonraları renkli markalama kalemleri çıkınca üstüne çizmeye başladık. Her alanda olduğu gibi, beyin ve öğrenme üzerine de sürekli araştırmalar yapılıyor ve bilgilerimiz sürekli güncelleniyor. Günümüzde uzmanlar kitap okurken daha verimli bir öğrenme için yanımızda bir not defteri bulundurmamızı öneriyorlar. Önemli bulduğumuz konuları not edeceğiz, eksik bulduğumuz konuları gidip araştıracağız, kendimize göre şekillerle, resimlerle daha anlaşılır hale getireceğiz. Tıpkı ders çalışır gibi. Bir roman okurken böyle bir yöntemin elbette ki bir anlamı olmaz!

Geçenlerde yayınlanan bir araştırmaya göre [1] internette en çok zaman harcayan ülkeler listesinde ortalama 3.5 saat ile ilk 25 ülke içindeyiz. Yine bir başka çalışma, UNESCO verilerine göre de [2] dünyada kitap okuma oranında 86. sıradayız. “TÜİK’in yaptığı araştırmaya göre, günde 6 saat televizyon izleyen, 3 saat internete giren ve
ortalama günde 8 saat uyuyan Türk insanı, kitap okumaya sadece 1 dakika ayırıyor.”

Konu nereden nereye geldi, Pareto analizinden kitap okuma alışkanlığımıza geldik. Aslında her şey bir bütün: İçimizdeki merak duygusunu bir harekete geçirebilsek, bunu bir körükleyebilsek arkası gelecek. Şu an internette anlık olarak 2 milyara yakın aktif site, 4.2 milyara yakın aktif kullanıcı ve 50 milyara yakın internete bağlı cihaz olduğu tahmin ediliyor [3]. Bu kadar bilginin aktığı bir ortamda ve dijital çağda öğrenme ve bilgi edinme alışkanlıklarımız da haliyle değişiyor. Konuyu toparlamak gerekirse öğrendiklerimizin kalıcı olması için yukarıdaki yöntemi denemenizi öneririm. Peki hangi bilgi kalıcı? İnternete anlık veri akışı kalıcı bilgi değildir, her gün değişir, bunun için ihtiyaç olduğunda gider bakarsınız. Ama 1 terabaytın kaç gigabayt ettiği kalıcıdır, değişmez. Yine benzer şekilde döviz kurları ve borsa verileri anlık değişebilir ama faiz ve borsa piyasalarında işlerin nasıl yürüdüğü bilgisi kalıcıdır. Kabaca özetlemek gerekirse faiz yüksek iken mevduatlar bankaya gider, düşük iken borsaya [4].

Bilgi kaynaklarımızı çeşitlendirirken, elde ettiğimiz bilgiyi “kalıcı” hale getirmeliyiz, yoksa aynı nokta etrafında döner dururuz, bu da bize zaman kaybettirir. İlk kez Mümin Sekman’ın bir TEDx konuşmasında duyduğum şu sözü hatırınızdan çıkarmayın: “Başarının bedelini bir dönem için ödemeyenler, başaramamanın bedelini bir ömür boyu öderler.”

W10-Pareto-Analysis

[1]: https://bit.ly/2UO227d

[2]: https://bit.ly/2MXV6BN

[3]: https://bit.ly/2BvAYlZ

[4]: https://bit.ly/2WNUC5P

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s