Kara Delik

Üç ay önce, 10 Nisan’da, Türkiye saatiyle saat16:00’da, tüm dünyada (Washington DC, Brüksel, Santiago, Şangay, Taipei ve Tokyo) bilim adamları eş zamanlı olarak önemli bir keşfin fotoğrafını paylaştılar. İlk kez bir karadeliğin fotoğrafı çekilmişti ve bu fotoğraf Albert Einstein’ın yine bundan yaklaşık 100 yıl önce ortaya attığı Genel Görelilik Kuramını doğruluyordu. Ben de bu açıklamaları Barış Özcan’ın Youtube’daki kanalından canlı olarak izledim. Çekilen fotoğraf henüz deliğin içine girmemiş ve yutulmayı bekleyen ışık dâhil her şey yani olay ufku (event horizon) ve deliğin merkezi olan karanlık. Kara deliklerin çok büyük bir çekim gücü olduğu için ışık dâhil hiç bir şey bu deliklerden çıkamıyor ve bu yüzden deliğin içinde neler olup bittiğini henüz bilmiyoruz.

Dünyada ve ülkemizde yaşanan onlarca olumsuzluğa ve can sıkıcı haberlere baktıktan sonra, kara deliğin o fotoğrafı bende farklı hislere kapı araladı. Silahlanmaya harcanan paralarla açlıktan ölmekten kurtarabileceğimiz binlerce insan geldi aklıma. Bilime ve teknolojiye harcanması gereken ama insanlığın sonunu getirmek için harcanan paraları düşündüm. Sunumlardaki bilim insanlarının gözlerinde her şeye rağmen umut ve heyecan vardı.

Congressional hearing on "Event Horizon Telescope: The Black Hole Seen Round the World"

Asteroid madenciliği hakkında daha önce bir yazıda bahsetmiştim. Bilim insanları gezegenler arası yolculuk için uzay gemisi inşa etmek yerine bir asteroidi uzay gemisine dönüştürmekten söz ediyorlar. Oysa bizim dünyamız, gezegenimiz, zaten samanyolu galaksisi ile birlikte saniyede 630 km hızla 652 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir noktaya doğru hareket ediyor, ya da çekiliyor! Büyük bir uzay gemisinin içindeyiz.  İnsan yaşamı için gerekli tüm şartların en uygun oranlarda ve şimdiki bilgilerimizle sadece dünyada ortaya çıktığı düşünüldüğünde bunun ne kadar önemli olduğunun farkında olmamız gerekir.

Dünyayı ve evreni şimdilik bir kenara bırakıp kendi mikro dünyamızdaki kara deliklere bir göz atmaya ne dersiniz? 70, 80 hadi bilemediniz 100 yıllık bir ömrünüz olsun. İşte hepsi bu, hepi topu 100 yıl! 20’li yaşlardaki bir genç için çok çok uzun bir ömür, 90’larını devirmiş bir yaşlı içinse göz açıp kapayana kadar bitiveren bir zaman. Demek ki ömür de göreceli, bize verilen yaşam da göreceli.

Bazen keyif aldığım bir işle bütün gün uğraştığım ve sadece 3, 4 saatlik bir uykuyla ertesi gün tekrar işin başına döndüğüm zamanlar oldu. Kendimi hiç yorgun hissetmedim. Çünkü o işi yapmaktan keyif alıyordum, bana eğlenceli geliyordu. Yine bazen, bütün gün boş boş dolaştığım zamanlar olmuştur. Okumak için elime kitap alırım, kapağını çevirir bırakırım. Başka bir kitap alırım, yine aynı şey! Eğer ilgi çekici bir konu bulamamış ve kendimi odaklayamamışsam bu kısır döngü devam eder, gider. Ben bu tip durumları kendi adıma kara delik gibi görüyorum. Zamanımı alıp götürüyor ve geride yorgun, bitkin, moralsiz bir beden bırakıyor. Böyle durumlara düşmemek için sürekli yeni konular araştırmaya veya öğrendiğim bir konu üzerinde de daha derinlemesine bilgi edinmeye çalışırım. Elimizdeki sınırlı yaşamı, ömrümüzü bizden alıp giden kara deliklere karşı uyanık olmalıyız diye düşünüyorum. Televizyon başında geçen “boş” saatler, bilgisayar başında geçen “boş” saatler ve tabii ki cep telefonları ve sosyal medya. Kendimize karşı dürüst olalım, kaybedilen zamanın telafisi yok, harekete geçmek için şu an en uygun zaman!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s