Antibiyotiklerle Savaş

Bir dönem neredeyse hemen her hastalığa deva gördüğümüz antibiyotikleri şimdi düşman ilan ettik. Bugün 20’li yaşlardaki gençler de dâhil bir çeyrek kuşak antibiyotik “kurbanı”, kurbanı çünkü bu antibiyotiklerin vücuttan tamamen atılamadığı, böbreklerde ve karaciğerlerde biriktiği ve zaman içinde farklı hastalıklara zemin hazırladığına dair çok fazla araştırma ve bulgu var. Peki, ne oldu da bir dönem her derde deva gördüğümüz bu ilaçlar şimdi düşman ilan edildi?

Antibiyotik Nedir?

Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve insan sağlığı açısından çok büyük öneme sahip ilaçlardır. Kelime anlamı ile “antibiyotik” terimi, “hayata karşı” demektir. Bu kimyasal maddeler, bakterilerin çoğalmasını önlemekte ve bazen de bakterileri öldürmektedir [1].

Antibiyotik Direnci Nedir?

Antibiyotiklerin keşfi, insan sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olmuş ve bu ilaçların klinikte kullanılmasını takiben enfeksiyon hastalıklarına bağlı hastalığa yakalanma ve ölüm oranları (mortalite ve morbidite) dramatik olarak azalmıştır. Bununla birlikte antibiyotiklerin keşfiyle neredeyse eş zamanlı olarak, mikroorganizmaların bu ilaçlara karşı direnç kazanabileceği ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda mevcut antibiyotiklerin enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde etkisini kaybedeceği, dolayısıyla insanlığın antibiyotik öncesi dönemle yeniden karşılaşabileceği öngörülmüştür [2]. Antibiyotik direnci konusunda OECD ülkeleri arasında birinci olduğumuzu biliyor muydunuz? [3]

Kişiye Özel Tedavi

Farmakogenetik kabaca kişinin genetik yapısına uygun ilaçla tedavi olarak özetlenebilir [4]. Bunun için önce kişinin genetik yapısı bulunmakta ve sonrasında da uygun ilaçlar verilmektedir. Önümüzdeki 10, 20 yıl içinde bu ve benzeri teknolojilerle kişiye özel tedavi yanında kişiye özel ilaçları da konuşuyor olacağız. Çok sık karşılaşmışsınızdır, başı ağrıyan iki kişiden birine bir ağrı kesici çözüm olurken diğerinde hiç işe yaramamaktadır. Sebebi çok açık, ilaçların etkisi kişinin genetiğine, beslenme alışkanlıklarına, ruhsal durumuna bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir.

GBS ve Antibiyotikler

Daha önce GBS’den bir yazımda bahsetmiştim (Guillian Barre Syndrome). Ağır bir grip geçiriyordum, doktora gittim (aile hekimine) ve bana antibiyotik verdi. Çok istekli olmasam da “kullanmazsan geçmez” denilince kullandım, ishal oldum ve bu da GBS’e neden oldu. Bu süreç GBS için tanıdık ve bilindik bir durum. Aradan 3-4 ay kadar geçmişti ki tekrar grip oldum ve korkuyla FTR (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon) uzmanı doktoruma gittim, yoksa tekrar antibiyotik kullanmak zorunda mı kalacaktım? Bana söylediği şuydu: “Grip viral bir rahatsızlık, antibiyotikler buna çare olmaz, artık gribal enfeksiyonlarda antibiyotik yazılmıyor, antiviral ilaçlar veriliyor, bunları da ancak uzman hekimler verebiliyor!”

Son 40-50 yıldır bu ülkenin en iyi yetişmiş lise mezunları hem geliri iyi hem de saygın bir meslek olduğu için doktorluğu tercih ediyor. Tıp Fakülteleri ilk 20,000 öğrenci içinden alım yapıyor. Madem antibiyotik viral hastalıklara iyi gelmiyordu da bunca zeki öğrenci, bunca doktor, neden yıllarca bu ülke insanlarına peynir ekmek gibi antibiyotik verdi?

W30-Antibiyotikler

İlaç Endüstrisi

Geçenlerde bir arkadaşım bir mesaj paylaşmış. En büyük ilaç şirketlerinden birinden ayrılan bir çalışan bazı itiraflarda bulunmuş. Söylediği özetle şu: İlaç firmaları bir hastanın tamamen iyileşmesini istemez, ölmesini de istemez, iyileşen ya da ölen hasta onlar için “müşteri” kaybıdır. Bu nedenle insanları kendilerine bağımlı kılmak için birçok hastalık çözümü bilinse bile tamamen iyileştirilmiyor! Yine geçenlerde “gıda endüstrisi” ile ilgili bazı bilgiler paylaşmıştım, sistem ne güzel kurgulanmış öyle değil mi? Önce sağlıksız gıdalarla insanları hasta et, sonra da etkisiz ilaçlarla insanları iyileştirmeye çalış, hattâ iyileştirme sadece umut ver. Basit bir hesap yapmak gerekirse, 25 yıl insanlar eğitim görüyor, bu çarkın içinde bol maaşlı bir çalışan olabilmek için. İş hayatına atılıyorlar, bir 25 yıl da böyle geçiyor. Sonra bu sistem onu emekli ediyor ama rahat bırakmıyor, ömrünün kalan 25 yılını da hastanelerde ilaç firmalarına para kazandırarak tüketiyor.

[1]: http://www.akilciilac.gov.tr/?page_id=1009

[2]: http://www.akilciilac.gov.tr/?page_id=826

[3]: https://tr.euronews.com/2018/11/07/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-oecd-de-antibiyotiklere-direnc-oraninda-turkiye-ilk-sirada

[4]: https://npistanbul.com/eriskin-psikiyatri/kisiye-ozel-tedavi-klinik-farmakogenetik-laboratuvari

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s