“Oku!” Ne Demek?

Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti olan “Oku!” ayetini ilahiyatçılar tefsir ederken bunun sadece okumak değil, araştırmak, incelemek, gözlem yapmak, tefekkür etmek gibi anlamları olduğunu söylerler. Bizler de daha çocukluğumuzdan itibaren büyüklerimizden ve öğretmenlerimizden hep okumanın önemini vurgulayan cümleler duymuşuzdur. Bugün de bizler başta kendi çocuklarımız olmak üzere diğer çocuklara ve gençlere sürekli kitap okumalarını öğütlüyoruz. Gelin görün ki bu pek işe yaramıyor. Bütün bu “ısrarlı” söylemlere rağmen “ikna” olmuyorlar, çünkü ısrar ediyoruz, ikna edemiyoruz. Peki, “oku!” yerine “yaz!” dersek bir şeyler değişir mi acaba?

İlkokuldan itibaren tüm sanatsal faaliyetlerde öğretmenler hep “buyurgan” bir tavırla çocuklara ne yapmalarını söylüyor. Şu konuda bir resim çizilecek, şu şarkı ezberlenecek, bu şiir ezberlenecek, vs. Oysa daha kalemle çizgi bile çekemeyen bir çocuk nasıl konulu bir resim yapsın? Deseydik ki, al eline kalemi kâğıdı, boyayı, kafana göre takıl. Çocuk serbestçe, özgürce bir şeyler karalayacak ve sonunda da bize “anlat bakalım” dediğimizde de içini dökecek. İşte o zaman göreceğiz, o anlamsız karalamaların ve boyamaların ne büyük hayaller ve umutlar içerdiğini!

Yazmak için de ben aynı şeyi düşünüyorum. Çocuklara yaz dediğimizde önce haliyle ne yazacağını bilemeyecek. Önce bir kelime, sonra cümle, sonra paragraflar. İlk denemede çocuktan iki sayfalık bir kompozisyon beklerseniz olmaz! Yazdıkça çocuk bir şeyleri fark etmeye başlayacak. Yazarken kendini eksik hissetmeye başlayacak. Çünkü söz uçar yazı kalır, yazmak sorumluluk demektir. Yazarken sorumluluk bilinci gelişen çocuk eksiklerini gidermek için okumaya başlayacak.  Nasıl? Hoşunuza gitti değil mi? Evet, aynen böyle. Ben daha önce de bahsettim, kendimden örnek verdim. Arkadaş ortamında konuşmak kolay, bir saat sonra konuşulanların yarısı unutulur, ertesi gün belki de hiçbir şey kalmaz hatırda. Ama yazmak öyle değil, hele bir de bir web sayfasında, blog sayfasında düzenli olarak yazı yazıyorsanız yazdığınız size sorumluluk yükler. Kaynağı olmayan, referansı olmayan, bilimsel desteği olmayan bir konuyu yazıp geçemezsiniz. Yanlışınız veya hatanız ortaya çıkarsa güveninizi kaybedersiniz. Bu mantıkla düşünürseniz çocuklara ve gençlere önce yazmayı teşvik edersek, okuma alışkanlığı, bir başka ifadeyle merak ve araştırma duygusu kendiliğinden gelişmez mi?

Çocuklar ve gençler için yazdığımız bu öneri yetişkinler için de geçerli olamaz mı? Elbette olur! Yogi Bhajan’a ait olduğunu hatırladığım bir söz şöyle diyordu: Eğer bir konu hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, o konu hakkında okuyun. Eğer bir konuyu anlamak istiyorsanız o konu hakkında yazın. Eğer bir konu hakkında uzmanlaşmak istiyorsanız o konuyu öğretin!

W33-Okumak-Yazmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s