Dönüşüm Ama Nasıl?

26 yıllık meslek hayatımda irili ufaklı birçok firmada çalıştım. Şahıs şirketleri, aile şirketleri, çok ortaklı şirketler, holdingler ve KOBİ statüsünde olanlar. İki yıl kendi şirketimi kurduğumu ve bu süre zarfında farklı sektörlerde danışmanlık hizmeti verdiğimi de hesaba katarsak ülkemizdeki şirketlerin durumunu çok yakından izlediğimi söyleyebilirim. Yine bu süre zarfında onlarca farklı ülkeden alanında dünya lideri birçok firma ile de çalışma fırsatı buldum. Bu firmaların çalışma şekli ve bizim şirketlerimizin yapısını sürekli kıyaslıyordum. Bugün akademisyen olarak meslek hayatıma üniversitede devam ediyor olsam da, iş dünyası ile ilgili tüm gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyorum. Bir kere insanın üzerine fabrika kokusu sinmeye görsün, hangi sektör olursa olsun gelişmeleri yakından izliyorsunuz!

Kriz Yönetimi ile ilgili yazımı hatırlayın. İçinden geçtiğimiz süreç için de uzmanlar “kriz” diyorlar. İç ve dış siyasi gelişmelerin de bu ekonomik durumla çok yakından ilgisi var, bu doğru, ama bizim şirketler olarak benim gördüğüm çok daha yapısal bir sorunumuz var. Bu sorun aşılmadıkça en ufak bir rüzgârda bile gribe hatta zatürreye yakalanmamız an meselesi. İşletmelerimizin daha rekabetçi bir yapıya kavuşması için bu dönüşümü sağlaması gerekiyor. Peki, ne bu en temel sorun? Kurumsallaşma!

Kurumsallaşma; bir işletmenin, faaliyetlerini kişilerin varlığına bağımlı olmadan sürdürebilmesini ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapı oluşturması olarak tanımlanabilir. Bunun temel amacı, firmanın patron, yönetici, kritik personel vb. kişilerden bağımsız hale gelmesi ve sürekliliğinin sağlanmasıdır. Bu, işletmenin önemli noktalarında insanın olmayacağı değil, fakat onlar olmadığında aksama yaşanmadan her şeyin kaldığı yerden devam edebilmesi anlamına gelir [1].

Aidiyet duygusu günümüz işletmelerinin en büyük kâbusu. En güvendiğiniz, yatırım yaptığınız, belki çok iyi maaş da verdiğiniz bir elemanınız en umulmadık bir zamanda işten ayrılmak isteyebilir. Bu onun en doğal hakkıdır ve onu ayıplayamazsınız. Sizin işveren olarak buna hazır olmanız gerekir. İşlerinizi kişilere göre yönetirseniz olacağı budur. Kurumsallaşma dediğimiz kavram işte tam da bu demek. İşleri kişilere göre değil, kişileri işlere göre seçmek ve yönetmek. Kendine saygı duyulan, emeğinin karşılığını alan, varlığıyla işletmeye katkı sağladığı hissettirilen her çalışan kendini o kurumun bir parçası olarak görecektir. Bu aidiyet duygusu oluştuğunda başarı kaçınılmazdır!

W45-Kurumsallasma

Bugün işletmeler kurumsal olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılıyor. Gelecekte bu ayrım daha da belirginleşecek. Santraldeki görevlinin telefonda size nasıl hitap ettiğinden, kapıdaki güvenlik görevlisinin sizi nasıl karşıladığına veya gelen müşterileri ilk karşılayan asistanınızın yüz ifadesine kadar bir dizi etken sizin işleyişiniz ve yapınız hakkında ciddi ipuçları veriyor. Üniversite eğitimi sonrası iş arayan gençler, yapılan anketlerde, iş başvurusu yaparken aradıkları en önemli kriterin “kurumsallık” olduğunu söylüyorlar!

 [1]: http://tesam.org.tr/sirketlerde-kurumsallasmanin-onemi/

Dönüşüm Ama Nasıl?” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s